Yayınlar
dünyanın buluşup
tartıştığı tek merkezdir.
Türkiye’nin Öyküsü, Bugün Tüm Dünyanın Öyküsüdür
Sayfayı Yazdır
Türkİye’nİn uygarlıkların buluşma noktası, Doğu İle Batı arasında bir köprü olduğuna İlİşkİn eskİden berİ dİle getİrİlen bİr klİşe vardır. Ama tarİhsel olayların klİşelerdekİ doğruları destekledİklerİ görülmüştür: 11 Eylül 2001 tarİhİyle bİrlİkte Türkİye, dünyanın en önemlİ kültür devletlerİnden bİrİ durumuna geldİ.
Türkiye’nin 21. yy’daki yazgısı, hem Samuel Huntington’ın “uygarlıklar çatışması” tezini haksız çıkarmak, hem de Usame bin Ladin’in cihad çağrısını boşa çıkarmaktır. Müslüman bir kültüre sahip, aynı zamanda da kendine sağlam bir demokrasi kurma çabası içindeki bu zinde laik devlet, tüm dünyaya örnek oluşturmaktadır. Başarılı olması halinde, Müslümanlar’ın da modernleşeceği kanıtlanacaktır; bunun yanında, nüfusunun çoğunluğunu Müslümanlar’ın oluşturduğu bir devletin de Avrupalı olabileceği kanıtlanacaktır.
Ne yazık ki, Osmanlı yönetimindeki geçmişleri yüzünden sadece bir kaç Arap devleti, Türkiye’yi gelecekleri için model olarak benimsemişlerdir. Bu üzüntü yaratıcı bir şeydir ve büyük kayıplara yol açar. Ama belki gerçekliğin kendisidir de. Öyle görünüyor ki, Arap İslamı’ndaki bir modernleşme girişiminde, ilk olarak yenilikçi ulema tarafından, 1923 yılında Türkiye’nin yaptığı gibi Kuran’ın, iman ile aklı birbirinden ayıracak bir şekilde yeniden yorumlanması gerekiyor. Bu uzun ve ağır ilerleyen bir süreçtir ve hızla ilerleyen Batı karşısında İslâm’ı gölgede bırakabilir.
Ayrıca Arap İslamı’nın, Muhammed Mahathir’in Malezya’da uyguladığı modernleşme örneğini izlemekte pek isteksiz olduğu görülüyor; Mahathir, ülkesini olabildiğince çabuk biçimde dinsel hoşgörü ve haberleşme teknolojisi çağının içine çekmişti.
Bu yüzden, İslâm’ın, bir uygarlık olarak tarihteki yükselişinin tersine bir yenileşme hattı izleyecek olması tarihin bir ironisidir. Modernleşme doğudan; Asya ve Türkiye’den gelecek, sonunda peygamberin yurduna, Arabistan’a yayılacaktır.
Uygarlıklar arasında bir gerilimin hüküm sürdüğü bu çağda, imparatorluk çağında olduğu gibi jeopolitik hesaplarla büyük oyunlar oynamıyoruz. Gelenek ile modernlik arasında, Doğu ile Batı arasında, dönüşmekte olan İslâm ile postmodern tüketim demokrasisi arasında bir büyük denge ve hatta belki de bir büyük sentez oluşturmaya çabalıyoruz.
Bu yeni takımyıldızında Türkiye’nin rolü çok önemli olacaktır; çünkü zaten 1923’ten bu yana oluşturduğu yeni kimlikle birlikte Türkiye öbür ülkelerin de yolunu açmıştır. Tüm dünya Türkiye’nin öyküsüyle ancak şimdi ilgileniyor, ama ne yazık, bu aynı zamanda onların da öyküsü.
Yorum Formu
Yorumlar
Bu Sayı Hakkında
1973, 2002 ve Bugün...
'DÜNYA GÖRÜŞÜ' BULUTLARINDAN KAYNAK BULARAK FARKLI BASINÇLARLA HAYATIMIZA YAĞAN DÜŞÜNCE VE EYLEM YAĞMURLARIYLA KİM, NE KADAR ISLANABİLDİYSE VE DENEYİMLERİN GÜ...