NPQ Türkiye'yi En İyi Anlatan Cümle: Tartışmanın Bir Parçası Olmak… Hayli
iddialı bir söz: "NPQ, bütün entelektüel dünyanın buluşup tartıştığı tek
merkezdir"… Bu tespit Carlos Fuentes'e ait… Bu da Ivan Illich'e: "Eğer
tartışma ve sağduyuya büyük hizmette bulunan tek bir kurumu önerebilseydim, bu
NPQ olurdu"… Zbigniew Brzezinski ise NPQ'nun özelliğini şöyle vurguluyor:
"Medyanın önem taşıyan fikirler hakkında tartışmayı terk ettiği günümüzde,
NPQ ve onun Global Viewpoint sütunu dikkat çekici bir istisnadır… Bu küreselleşme
günlerindeki bütün iddialara, gevezeliklere rağmen, çok az yayın NPQ ve Global
Viewpoint'in taşıdığı perspektife sahip olduğunu iddia edebilir"… Bu alıntılar,
NPQ-Türkiye dergisinin ilk sayısı için hazırlanmış olan ve "Tartışmanın parçası
olun" başlığını taşıyan tanıtım broşürünün arka kapağından. Dergi ile
ilgili söyleşi yapmaya geldiklerinde, iki gazetenin temsilcisi aralarında anlaşmış
gibi aynı soruyu sormuşlardı: "Türkiye NPQ'ya hazır mı?" Pek de dayanaksız
değildi bu soru. Türkiye entelektüelleri ve aydınları (bizce ikisi eşanlamlı değil)
NPQ ile daha önce tanışmışlardı ve derginin bir süre sonra yayın hayatını durdurduğuna
bakılırsa, pek de bağırlarına basmamışlardı çünkü… Bu, NPQ'nun Türkçe dilinde
ilk gün ışığına çıkışı değildi. Atıl Ant yönetiminde AFA Yayınları, daha önce
NPQ'yu tercüme ederek yayımlamış, fakat sonra bu işten vazgeçmişti. Peki geçen
zaman içinde ne değişmişti ki, biz denenmişi tekrar denemeye kalkmıştık? Önce
somut veriler: Bir kere, fikri yazılara yer veren Cumhuriyet gazetesinin yanına
son yıllarda Yeniyüzyıl, Radikal, Zaman, Yeni Şafak gibi gazeteler eklenmiş ve
bunlar okur bulmuşlardı. Sonra, Açık Radyo yayın hayatına girmiş, "Açık Gazete"
gibi bir fenomen, İstanbul'un kendini çağından sorumlu hisseden aydınlarınca hemen
kabul görmüştü. Türkiye Günlüğü, Dergâh, Cogito gibi dergiler ciddî birer ihtiyaç
odağı olduklarını kanıtlamışlardı. NPQ-Türkiye'nin kapağındaki taburenin üç
ayağından birini oluşturan ve bu sayımızda yazarların önemle üstünde durdukları
sivil toplum örgütleri de hızla gelişti son yıllarda. Her ne kadar pek çok düşünce
deposu (think-tank) siyasi tercihlerini bir türlü aşmayı başaramadılarsa da, ülkenin
fikri gelişmesine ciddi katkılar getirdiler. İşte bu ortamda, KoçSistem Bilgi
ve İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin yayınladığı -Nathan Gardels'in NPQ'da yaptığı
söyleşilerin ve seçilmiş makalelerin yer aldığı- Yüzyılın Sonu kitabı için düzenlenen
panele davet edilmiş olan Gardels'le tanışmamız, NPQ-Türkiye 'taburesinin' ilk
ayağını koydu. Gardels, NPQ'nun tüm birikimini bizim dergi yayıncılığı birikimimizle
NPQ-Türkiye için birleştirmeyi benimsedi. İkinci 'tabure ayağı' Park Holding'den
ve dergiye reklam veren kuruluşlardan geldi. Park Holding derginin sponsorluğunu
üstlenerek, "tartışmanın parçası olma"ya, ülkenin fikrî yapısının zenginleşmesine
ülkemizde iş dünyasının son yıllarda göstermeye başladığı duyarlılığa bir örnek
daha ekledi. Editöründen söz etmeden geçmek olmaz elbette. NPQ, 1985 yılında,
halen derginin editörlüğünü yürüten Nathan Gardels ve California'nın eski valisi
Jerry Brown tarafından kurulmuş. Bu ikili dünyanın dört bir tarafını dolaşarak
"gelecek kuşağın kültürel ve politik liderleriyle" görüşmüşler ve onların
görüşlerini bir arada sunacakları bir yayın planlamışlar. Derginin kurucu yayıncısı
Sheinbaum ve eşi Betty, kendilerine ait olan Wilhem DeKooning'in "Pembe Kadın"
adlı tablosunu Sotheby'deki açık artırmada satarak, o parayla NPQ'nun finansmanını
sürdürmüşler. NPQ'ya daha sonra Los Angeles Times Syndicate de ortak olmuş. Derginin
ana yayın politikasını özetlemesini istediğimizde, Nathan Gardels internetten
şu mesajı gönderdi: "NPQ'nun yayın politikasının temelini 'post-ideological'
ve 'post-national' yaklaşım oluşturur. (Biz buna Yayın Kurulu'nda 'non-ideological'
ve 'non-national' demenin daha açıklayıcı olacağı görüşünde birleştik.) Amaç,
bol miktarda bilginin gezegenimizin etrafında uçuştuğu fakat, kültür ve medeniyetler
arasında iletişimin çok az oranda gerçekleşebildiği 'bilgi çağı'nın, genel anlamda
sıradanlaştırılmasına karşı bir tür antidot oluşturabilmek. NPQ'nun özündeki editoryal
misyon, yüzyılın değişmekte olduğu dönemde 'medeniyetler arası dialoğun' sesi
olmak ve başlıklara çıkan konulara medeniyetler temelinde derinlik kazandırmaktır.
ALİ
SAYDAM NPQ TÜRKİYE YAYINCISI
|